E-Ticarete Başlarken İlk 90 Gün: Ne Zaman Ne Yapılmalı?
16 Haziran 2026 · KârHesapla · Ferhat Demir · E-ticaret Uzmanı
İlk siparişin bildirimi geldiğinde çoğu satıcı aynı şeyi yapar: heyecanla paketler, kargoya verir ve bir sonraki siparişi bekler. Asıl önemli olan ürünün fiyat mantığının doğru kurulup kurulmadığı bir ay sonra, ilk iade geldiğinde ya da bir rakip fiyat kırdığında ortaya çıkar. Bu yazı ürün seçimi veya şirket kuruluşuyla ilgili değil — o adımlar satışa başlamadan önceki hazırlığa ait. Burada konu, satışlar başladıktan sonraki ilk 90 gün: hangi hafta neye bakılmalı, hangi kararlar erken verilirse pahalıya patlar.
1-2. hafta: Operasyon ritmini oturtun, rakamlara henüz dokunmayın
İlk iki haftanın tek hedefi budur: sipariş alma, paketleme, kargoya verme ve müşteri sorusu yanıtlama sürecinin tıkanmadan işlemesi. Bu dönemde fiyat değiştirmek, komisyon oranını sorgulamak ya da "acaba yanlış ürün mü seçtim" diye panik yapmak için henüz veri yoktur. On beş sipariş istatistiksel olarak hiçbir şey söylemez.
Buna rağmen gözden kaçırılmaması gereken tek şey vardır: her siparişte gerçekte ne kazandığınızın kaydı. Excel'e üç sütun yeterlidir — satış fiyatı, ürün maliyeti, kargo bedeli. İlk iki haftada bu kaydı tutmayan satıcılar, üçüncü ayda "kârlıyım sanıyordum ama değilmişim" cümlesini kuran kişiler oluyor.
3-4. hafta: İlk gerçek fiyat testi
On beş-yirmi sipariş biriktiğinde artık bir şey söylenebilir: dönüşüm oranı düşük mü, yoksa fiyat rakiplere göre yüksek mi? Burada yapılan en yaygın hata, fiyatı başabaş noktasını hiç hesaplamadan indirmektir. Komisyon, KDV ve kargo düşüldükten sonra hangi fiyatın altında zarar başladığını bilmeden verilen her indirim kumardır.
Pratik adım: fiyatı değiştirmeden önce başabaş fiyatınızı net olarak çıkarın. Testi bu tabanın üzerinde, küçük adımlarla (örneğin %5-8) yapın; tek seferde %20 indirime gitmeyin. Büyük bir indirim satışı artırsa bile, marjın nereye gittiğini üç hafta sonra fark edersiniz.
Örnek: başabaş fiyatınız 180 TL, mevcut satış fiyatınız 220 TL ise elinizde yaklaşık 40 TL'lik bir marj payı var demektir. Bu payın tamamını tek seferde indirime yedirmek yerine, önce 10 TL'lik bir düşüşün dönüşüm oranını nasıl etkilediğini görün. Satış adedi belirgin artmıyorsa sorun fiyat değil, ürün görselliği ya da açıklamasıdır — ve bu, fiyatı daha da düşürerek çözülmez.
5-6. hafta: İlk iade, ilk gerçek maliyet dersi
İlk iade genelde ikinci ayın başında gelir ve yeni satıcıyı şaşırtır çünkü çoğu kişi iade maliyetini yalnızca "ürünü geri almak" sanır. Gerçekte iade kargo ücreti, yeniden paketleme ve bazı kategorilerde satılamaz hale gelen ürün riskini de içerir. Bu üç kalemi hesaba katmayan bir satıcı, iade oranı yüzde 8-10 olan bir kategoride ay sonunda kâr tablosunun neden tutmadığını anlayamaz.
Bu noktada net kâr hesabınıza iade payını eklemek gerekir; nasıl hesaplanacağını iade maliyeti hesaplama yazısında ayrıntılı işledik. İlk 90 günde tek bir yüksek iadeli ürün gördüyseniz henüz panik yapmayın — asıl karar üçüncü ayın sonunda, oran stabilize olduğunda verilir.
7-8. hafta: İlk kampanya daveti
Pazaryerleri genellikle satıcıyı ikinci ayda kampanyaya davet etmeye başlar. Buraya kadar biriken satış geçmişi sayesinde artık bir teklif geldiğinde "bu indirim beni zarara sokar mı" sorusuna gerçek veriyle cevap verebilirsiniz. Deneyimsiz satıcıların düştüğü tuzak, kampanyanın getireceği hacim artışını hesaba katıp kâr kaybını hesaba katmamaktır.
Karar vermeden önce kampanya kârlılık hesaplamasını çalıştırmak birkaç dakika sürer; kampanya sonrası satış adedinin ne kadar artması gerektiğini gösterir. Bu hesap yapılmadan kabul edilen davetlerin çoğu, satıcının fark etmeden zararına ürün dağıtmasıyla sonuçlanır.
Ara başlık: ilk düşük puanlı yorum geldiğinde
İlk 90 günde neredeyse kaçınılmaz olan bir başka olay, ilk düşük puanlı yorumdur. Yeni satıcıların çoğu bunu ürün kalitesiyle ilgili bir kriz olarak algılar ve panikle fiyat indirir ya da ürünü tamamen kaldırır. Oysa tek bir olumsuz yorum istatistiksel olarak hemen hiçbir şey söylemez; on, on beş yorumluk bir örneklemde tek veri noktasının ağırlığı çok düşüktür.
Yapılması gereken, yorumun içeriğini okumak ve tekrar eden bir örüntü olup olmadığına bakmaktır. "Kargo geç geldi" tipi bir şikâyet operasyonel bir sorunu işaret ederken, "ürün açıklamayla uyuşmuyor" tipi bir şikâyet listeleme metninde düzeltme gerektirebilir. Panikle verilen tepkiler (aceleyle fiyat kırma, ürünü kaldırma) genelde sorunun kendisinden daha pahalıya mal olur.
9-10. hafta: Hangi ürün gerçekten çalışıyor?
Genelde birden fazla ürünle başlanır ve dokuzuncu haftaya gelindiğinde aralarında belirgin bir fark ortaya çıkar. Bazı satıcılar bu noktada yanlış ölçütle karar verir: en çok satan ürünü "en iyi ürün" sanırlar. Oysa yüksek adetli ama düşük marjlı bir ürün, düşük adetli ama sağlıklı marjlı bir üründen daha az kâr getirebilir.
Basit bir karşılaştırma bunu netleştirir:
| Ürün | Aylık satış adedi | Birim net kâr | Toplam kâr katkısı |
|---|---|---|---|
| A — çok satan, düşük marjlı | 140 | 12 TL | 1.680 TL |
| B — az satan, sağlıklı marjlı | 45 | 55 TL | 2.475 TL |
A ürünü satış adedi olarak öne çıksa da, gerçek kâra katkısı B'nin gerisinde kalıyor. Stok ve reklam bütçesini "en çok satana" göre ayıran bir satıcı, aslında daha az kârlı ürüne kaynak aktarmış olur. Doğru soru "hangi ürün en çok satıyor" değil, "hangi ürün toplam kâra en çok katkı yapıyor" olmalı.
Ara başlık: ilk yeniden stok kararı
Çoğu ürün, doğru başlangıç adediyle alınmışsa ikinci ayın sonuna doğru tükenmeye başlar. Burada yeni satıcıların düştüğü iki uç hata vardır. Birincisi, stok bitmeden birkaç hafta önce panikleyip aynı adette (veya daha fazlasında) acil sipariş vermek — hangi ürünün gerçekten kâr getirdiği henüz netleşmeden sermayeyi tekrar aynı dağılıma kilitlemek anlamına gelir. İkincisi ise tam tersi: "belki satmaz" endişesiyle yenileme siparişini geciktirip stoksuz kalmak, bu da pazaryerinde arama sıralamasını ve müşteri güvenini zedeler.
Dokuzuncu-onuncu haftada elde ettiğiniz kâr katkısı tablosu tam burada işe yarar: yeniden stok kararını "hangi ürün tükeniyor" değil, "hangi ürün toplam kâra en çok katkı yapıyor" sorusuna göre verin. Düşük katkılı bir ürünü aynı adette yenilemek yerine, o kaynağı yüksek katkılı ürüne kaydırmak üçüncü ayın kârlılığını doğrudan iyileştirir.
11-12. hafta: Devam mı, dur mu, ölçek mi?
Üçüncü ayın sonunda artık üç ay biriken gerçek veri vardır ve karar net bir tabloya oturur:
| Durum | Ne anlama gelir | Sonraki adım |
|---|---|---|
| Marj istikrarlı pozitif, iade normal | Ürün ve fiyatlama doğru kurulmuş | Stok artırarak ölçeklenebilir |
| Satış var ama marj dalgalı | Fiyat veya maliyet kalemlerinden biri yanlış hesaplanmış | Fiyatlamayı yeniden kur, hemen büyümeye geçme |
| Satış düşük, marj düşük | Ürün-pazar uyumu zayıf olabilir | Ürünü değiştirmeyi ciddi olarak değerlendir |
Bu tablodaki ikinci satır en sık atlanan durumdur. Satış geliyor olması, işin doğru kurulduğu anlamına gelmez — yalnızca talebin var olduğu anlamına gelir. Marj sorunuysa bunu satışların "sonunda düzelir" diye ertelemek, üçüncü ayda düzeltilebilecek bir hatayı altıncı ayda kronik hale getirir.
Bu takvim ne zaman geçerli değildir?
Yukarıdaki sıralama tek ürün veya dar bir kategoriyle başlayan satıcılar içindir. Baştan geniş bir kataloğu (50'nin üzerinde SKU) aynı anda yayınlayan bir satıcı için haftalık takip mantığı çok daha erken devreye girmelidir — çünkü hata sayısı da orantılı büyür. Aynı şekilde stoksuz (dropshipping benzeri) modellerde iade ve kargo dinamikleri farklı işlediği için 5-6. hafta bölümündeki iade varsayımları birebir uygulanmaz.
Kontrol listesi: ilk 90 günün sonunda elinizde olması gerekenler
- Her ürün için gerçek net kâr kaydı (satış fiyatı − maliyet − komisyon − KDV − kargo)
- Kategori bazında ortalama iade oranı
- En az bir kampanya teklifinin kârlılık hesabıyla değerlendirilmiş olması
- Hangi ürünün toplam kâra en çok katkı yaptığına dair net bir sıralama
- Devam/dur/ölçek kararının hangi kritere göre verileceğine dair yazılı bir eşik (ör. "marj iki ay üst üste %10'un altına düşerse ürünü kaldır")